FENMATBiLiM
Eğitim Sitesidir.

8.SINIF

8.SINIF İNGİLİZCE KİTABINI İNDİR...

11.ÜNİTE

I agree
: aynı fikirdeyim
I don’t agree (I disagree) : aynı fikirde değilim.
Bu iki yapı birisiyle aynı düşünceleri paylaştığını yada zıt fikirlere sahip olduğunu ifade etmekte kullanılır.
I agree with you about helping disabled people.
Engelli insanlara yardımla ilgili seninle hem fikirim.

Nazlı : Cemil said he was the most successful student in the class.
Cemil sınıftaki en başarılı öğrenci olduğunu söyledi.
Veli : I don’t agree with Cemil.
Cemille aynı fikirde değilim.

I think / I suppose / In my idea / In my opinion : bence , bana göre , benim fikrime göre .
I think İlayda is most successful student.
Bence İlayda en başarılı öğrenci.

in order to : …için…
Maksadımızı bildirmek için kullanırız. in order to ‘yu takiben bir fiil kullanmak gerekmektedir.
bite : ısırmak
The bear approached the people sneakingly in order to bite and eat them.
Ayı insanları ısırıp yemek için sinsice yaklaştı.

adulthood : erginlik,yetişkinlik,reşitlik
childhood : çocukluk
When were you happier ? In your childhood or in your adulthood ?
Ne zaman daha mutluydun ? çocukluğunda mı yoksa yetişkinliğinde mi ?

Down’s Syndrome : Down Sendromu
disabled : engelli
We should give a hand to disabled people in order to make them happy.
Engelli kimselere onları mutlu etmek için yardımcı olmalıyız.

decide : karar vermek
paediatrician : çocuk doktoru, çocuk hastalıkları uzmanı,pediatr
Scientists and paediatricians have decided that Down’s Syndrome comes out because of having abnormal chromosomes .
Bilim adamları ve çocuk doktorları down sendromunun anormal kromozomlara sahip olma sonucu ortaya çıktığına karar verdiler.

sky diving : hava dalışı ,paraşütü hemen açmadan atlama ,paraşütü hemen açmadan atlayarak gösteri yapma
parachute : paraşütle atlamak , paraşüt , paraşütle süzülmek
enjoyment : hoşlanma,elde etme/eğlence,sefa,zevk
Parachuting and sky diving are my enjoyments.
Paraşütle atlama ve hava dalışı sevdiğim şeylerdir.

location : yer,konum,mevki,lokasyon
Call me if you don’t know your location .
Yerini bilmiyorsan beni ara.

quote : alıntı yapmak,tırnak içine almak,aktarmak ( quotation )
principal : ana ,başlıca , okul müdürü
reward : ödül
wish : istek
Ceren wished to win the main reward in the competition.Consequently the principal gave him it.
Ceren,yarışmadaki ana ödülü kazanmak istedi.Sonunda müdür ona verdi.

join : katılmak
provide : temin etmek ,sağlamak
A new member joined our club and she provided some food and clothes for poor people.
kulübümüze yeni bir üye katıldı ve o fakir insanlar için biraz yiyecek ve giysi temin etti.

financial : finansal , mali ,parasal
reliable : güvenilir
patient : hasta
Patients in US want more reliable insurance company becuase they have experienced more financial problems with the hospiatals than before.
Birleşik Devletlerdeki hastalar daha güvenilir sigorta şirketleri istiyorlar çünkü hastanelerle eskiden olduğundan daha fazla mali sorunlar yaşıyorlar

12.ÜNİTE

fiance

: (erkek) nişanlı
Jelly would like to meet her fiance at the weekend.His name is Talip.
Jelly nişanlısıyla buluşmak istiyor .Onun adı Talip.
fist : yumruk
When people are angry with someone , they show their fists.
İnsanlar birisine kızgın olduklarında yumruklarını gösterirler.
manner:tavır ve hareket,tutum,davranış
in a … manner : … şekilde (zarf yerine)
I hope you treat in a suitable manner in the saloon.
Umarım salonda uygun şekilde davranırısın.
mood : Duygudurum,ruh hali,halet-i ruhiyye,duygusal durum.
You look angry .I can understand your mood easily.
Kızgın göürünüyorsun.Senin ruh halini kolaylıkla anlayabilirim.
tear : göz yaşı
Do not belive in her crocodile tears.
Onun timsah gösyaşlarına inanma.
get on with : biriyle geçinmek
Sensitive people get on well with others .
Duyarlı insanlar diğerleri ile iyi geçinirler.
yawn : esnemek
I knew he was a talkative person but he spoke so long that I started yawning.
Onun konuşkan biri olduğunu biliyordum fakat öyle uzun konuştu ki esnemeye başladım.
weakness : zayıflık,zayıf taraf
strength : dayanıklılık,kuvvet
I like being in the nature.Because I am an adventurous character ,I am aware of my weaknesses and strengths .
Doğada bulunmayı seviyorum . Maceraperest bir kişiliğe sahip olduğum için zayıf ve güçlü yönlerimin farkıdayım.
ambitious : hırslı,tutkulu
easy-going : sakîn, hoşgörülü, müsamahakâr, müsamahalı, toleranslı,metanetli
An ambitious student must work hard too but they shouldn’t forget to be easy-going !
Hırslı bir öğrenci çok ders çalışmalı ama hoşgörüyüde elden bırakmamalı.
generous :cömert (madden ve manen)
unselfish : fedakâr,özverili,bencil değil (olmayan)
My strengths are being generous and unselfish.
Güçlü taraflarım cömert ve fedarkarlığımdır.
mean : cimri
Who likes a mean and selfish person ?
Cimri ve bencil bir insanı kim sever ki?
tidy:düzenli
You must be tidy in every part of your life.
Yaşamının her kısmında düzenli olmalısın

FEN BİLİMLERİ ve MATEMATİK WEB SİTESİ KURULUŞ:2010
SİTEYİ DÜZENLEYEN:MEHMET GÜVEN
EĞER TELİF HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORSANIZ
LÜTFEN İLETİŞİMDEN BİZE KONUYU VE KONUNUN BULUNDUĞU URL ADRESNİ YAZINIZ.
EN KISA ZAMANDA GEREKLİ DÜZELTMELER YAPILACAKTIR.